İnsan davranışları söz konusu olduğunda birçok farklı düşünme şekli vardır. İnsanların nasıl ve ne düşündükleri, hissettikleri ve hangi doğrultuda davrandıklarının incelenmesinde çeşitli bilimlerden araştırmacılar farklı bakış açılarını kullanırlar. İnsanların ne düşünceleri, hisleri ve davranışları özellikle psikoloji biliminin araştırma konuları içerisinde yer alır. Bazı psikoglolar biyolojik perspektif gibi belirli bir düşünce okulunu izlerken, diğer psikologlar farklı bakış açılarını içeren daha eklektik bir yaklaşımı tercih edebilir. Yaklaşımlardan “biri diğerinden daha ​​iyi” demenin mümkün olduğu tek bir bakış açısı yoktur. Her bir yaklaşım için, insan davranışlarının farklı yönlerini vurguladığını söylemek mümkündür.

Modern Psikolojide Başlıca Perspektifler

Psikoloji biliminin ilk yılları çok hareketliydi. İlk yıllarda, farklı düşünce okulları ard arda birbirlerini takip ederek ortaya çıktı. Psikoloji öğrencisiyseniz veya psikolojiye giriş gibi bir ders aldıysanız veya ilginizi çeken bir psikoloji yazısı okuduysanız yüksek ihtimalle psikanaliz, davranışçılık, yapısalcılık, hümanizm, işlevsellik gibi ifadelerle karşılaşmışsınızdır. Bu kavramların her biri farklı okulların konusu içerisinde yer alır. Psikoloji bilimi doğumunun ardından gelişimine, psikologların araştırma konularını genişletmeleriyle son hızda devam etmiştir. Gelişen araştırmalar sayısız çalışmaya ve çeşitliliğin artmasını da beraberinde getirir.

Psikoloji bilimi 1960’lı yılların başından bugüne hızla farklı alanları doğurmuştur. Bu alanlar her geçen gün daha da büyümektedir. Psikolojinin gelişmesiyle, psikoloji bilimi bünyesinde psikologların incelediği konular daha derin bir hal almakta ve sonuçlar daha nitelikli hale gelmektedir.

Bugüne baktığımızda her psikoloğun birleştiği ve ayrıldığı farklı görüşlerin bulunduğunu biliyoruz. Birçok psikolog kendi düşüncelerini tanımlarken bir veya birden çok düşünce okulundan faydalanma yolunu tercih eder. Saf davranışçılar olabildiği gibi psikanalistlik yolunu seçenleri bulmak da mümkündür. Neredeyse her araştırmacı psikolog için psikolojik çalışmaların sınıflandırılmasında uzmanlık alanlarından, disiplinlerden ve perspektiflerden faydalanıldığını söylemek mümkündür.

Aynı Konulara Farklı Yaklaşımlar Benimsemek

Bilim ve dalları yapısı dolayısıyla geniş ve farklı şekillerde ele alınabilir. Hatta özellikle buna müsait ve yatkındır. Psikoloji bilimi için de bu durum geçerlidir. Psikoloji biliminin başlığı altında incelenen her konu için farklı yaklaşımlar benimsemek ve bu şekilde ele almak mmkündür.

Örnek olarak saldırganlığı ele alırsak; yaklaşımlar içerisinde bulunan biyolojik perspektifi benimseyen bir psikolog, beyin ile sinir sisteminin saldırgan davranış üzerinde nasıl bir etkiye sahip olduğu üzerinde durur. Diğer bir yaklaşım diyebileceğimiz davranışsal bir perspektifi benimseyen psikolog ise daha çok çevresel değişkenlere odaklanarak agresif eylemler üzerindeki etkileri nasıl güçlendirdiği sorusuyla ilgilenir

Aynı saldırganlık örneği üzerinden devam edersek, daha çok kültürler arası bir bakış açısı tercih eden bir psikolog, kültürel ve sosyal etkileri vurgulayarak saldırgan veya şiddet davranışlarına etkilerini açıklar.

Modern psikolojinin 7 perspektifi

Psikoloji biliminin modern anlamda benimsediği 7 perspektif bulunur. Her bir perspektif farklı bilim insanlarının katkılarıyla daha ileriye gitmiş ve bu farklı bakış açıları 7 yaygın yaklaşımın doğmasına neden olmuştur.

1. Psikodinamik Perspektif

Psikodinamik perspektif kuşkusuz en çok konuşulan ve tartışmaya neden olan psikolojik perspektifler arasında yer alır. Psikoloji bilimi söz konusu olduğunda akla genel olarak ilk gelen isim Sigmund Freud olur. Sigmund Freud en ünlü psikoglar içerisinde yer alır ve aynı zamanda psikodinamik perspektifin kurucusudur.

Modern psikolojinin 7 perspektifinden biri olan psikodinamik perspektifin başlangıcının Sigmund Freud ‘un eserlerinden biri ile başladığı kabul edilir. Psikoloji bilimi ve insan davranışları açıklanırken psikodinamik perspektif kullanılması Freud’dan bugüne psikologlar ve diğer bilim insanları tarafından sık sık tercih edilmektedir. Psikodinamik bakış açısı benimsendiğinde söylenecek ilk şeyler şunlar olacaktır. Bilinçdışı zihin büyük bir anahtardır. Erken çocukluk döneminde yaşanmış deneyimlerden, insanların davranışlarından ve akıl hastalığına tutulmuş insanlardan konuşulurken bilinçdışı zihin anahtar görevi görür. Bilinçdışı zihin sayesinde bu konuları anlamak ve sorunların tedavi etmek mümkündür. Psikodinamik perspektif bilinçdışı zihni bu konularda ve kişilerarası ilişkiler gibi birçok konuda vurgulayarak açıklama yapılması yolunu kullanır.

Psikanaliz, psikodinamik perspektifin ürünüdür. Freud tarafından gerçekleştirilen çalışmalar psikodinamik bakış açısını oluşturmuş ve bu çalışmaların etkileri psikanaliz kavramının doğmasına neden olmuştur. Psikanaliz için psikodinamik yaklaşım ile birlikte psikolojinin en çok anılan kavramlarından biri diyebiliriz.

Sigmund Freud ve bilinçdışı zihne biraz yakından bakarsak;  Freud’un zihni üç temel başlığa ayırdığını görürüz id, ego ve süperego. Freud kimlik için tüm ilkel ve bilinçsiz arzuların içerildiği bir ruh parçası tanımlamasını yapar. Ona göre; id, ruhsallığımızın en eski ve en ilkel parçası olarak kabul edilmelidir. İçgüdülerimiz ile doğuştan gelen her şeyimizi içeren id’dir. Ego için şunlar söylenebilir. Büyümekle karşılaşılan dış dünya gerçeklikleri doğrultusunda hazza ulaşmada var olan bazı kurallar öğrenilir. Freud söz konusu durumda altbenliğin bir bölümünün özel bir evrimleşme sergileyerek egoyu oluşturduğunu belirtir. Egonun asıl görevinin düzenleme olduğunu savunur. Süperego diğer bir ifadeyle üstbenlik ise belirli bir zaman diliminde egonun bir parçasının toplumsallaşma ve değerler doğrultusunda evrimleşerek oluşur. Freud’a göre söz konusu evrimleşme ruhsallık parçalarından siüperego yani üstbenlik kavramının oluşmasına neden olur.

2. Davranışsal Yaklaşım

Davranışsal yaklaşım, modern psikoloji bilimi içerisinde yer alan 7 perspektiften biridir. Davranış psikolojisi olarak da sık sık anılır. Davranışsal perspektif, öğrenilen davranışlara vurguda bulunan bir yaklaşımdır. Davranışçılık demek bu bakış açısının birçok yaklaşıma kıyasla farklı olması demektir. Farklı denir çünkü içsel durumlara odaklanmak yerine sadece gözlemlenmesi mümkün davranışlara vurguda bulunmayı tercih eden bir modern psikoloji perspektifidir .

Davranışsal perspektif için bu düşünce okulunun 1900’lü yıllarda yani 20. Yüzyıl başlarında psikolojiye hâkim olduğunu söylemek mümkündür. Davranışsal bakış açısını benimseyen perspektif bugün hala davranışlar nasıl öğrenilir ve nasıl pekiştirilir gibi sorularla ilgilenmeye devam etmektedir. Davranışsal bakış açısını benimseyen terapistlerin ve psikologların çeşitli hastalıkları açıklamak için davranışsal yaklaşımdan faydalandığı ve tedavilerinde davranışsal bakış açısını kullandıkları görülmektedir. Davranışsal yaklaşım zihinsel sağlık söz konusu olduğunda bugün bile önemli bir yere sahiptir.

3. Bilişsel Perspektif

Bilişsel perspektif, modern psikoloji biliminin sık kullandığı 7 perspektif arasında yer alır. Bilişsel yaklaşım 1960’lı yıllarda yeni bir yaklaşımın olarak tutulmuştur. Bu yaklaşım doğrultusunda bilişsel psikoloji olarak anılan yeni perspektif doğar.

Bilişsel bakış için hafıza ve içeriği, problem çözme, karar alma, düşünme süreci, dil gibi konularla ilgilenir. Zihinsel süreçlere yoğunlaşır.

Psikoloji yaklaşımları içerisinde yer alan 7 bakış açısından biri olan bilişsel perspektifin Jean Piaget ve Albert Bandura ile anıldığını söylemek mümkündür.

Piaget ve Bandura gibi psikologlar bilişsel bakışın temellerini oluşturmuştur. Bilişsel perspektif, Jean Piaget ve Albert Bandura’dan bugüne son sürat gelişmeye devam etmektedir.

Bilişsel perspektif özellikle son yıllar göz önüne alındığında muazzam bir büyüme kaydetmiştir. Bilişsel yaklaşımı benimseyen psikologlar genelde şu benzetmeyi kullanır. İnsan zihni; genellikle bilgiyi edinen, işleyen, saklayan ve kullanan aynı zamanda bilgiyi kavramsallaştıran bir bilgisayar gibidir.

4. Biyolojik Perspektif

Biyolojik perspektif,  modern psikolojide benimsenen 7 perspektif arasındadır.  Psikoloji biliminin ayrı bir bilim olarak gelişmesinde fizyoloji çalışmaları büyük bir öneme sahiptir. Bu çalışmalar günümüzde benimsenen biyolojik yaklaşımın oluşmasını sağlamıştır demek mümkündür.

Biyolojik bakış açısı doğrultusunda bu yaklaşım biyolojik psikoloji, biyopsikoloji veya fizyolojik psikoloji olarak da anılır. Biyolojik perspektif, davranışların fiziksel ve biyolojik temellerine odaklanmayı tercih eden yaklaşımdır.

Psikoloji bilimine biyolojik bir bakış açısı ile yaklaşmayı getiren araştırmacılar, farklı davranışlar üzerinde genetiğin nasıl etkili olduğunu inceleyebilir. Beynin belirli alanlarında gerçekleşen hasarlar ile davranış ve kişiliğin nasıl değişim gösterdiğini incelemeyi tercih edebilir.

Biyolojik psikoloji, biyopsikoloji veya fizyolojik psikoloji yaklaşımını benimseyen psikologlar şu konuları ilginç bulur. Sinir sistemi, genetik yapı, beyin, bağışıklık ve endokrin sistemi…

Biyolojik yaklaşım özellikle son yıllarda insanlığın beyin ve sinir sistemini keşfetmesi ve anlaması yeteneklerinde kaydedilen büyük ilerlemelerle önemli ölçüde gelişmiştir. Bu sayede biyolojik perspektifte muazzam bir büyüme gözlemlenmiştir.

İnsanlığın beyin ve sinir sistemini keşfetmesi ile  anlaması yeteneklerinde kaydedilen ilerlemele örnek olarak şunlar verilebilir. Manyetik rezonans görüntüleme (MRI) taramaları, pozitron emisyon tomografi (PET) taramaları. Bu tür araçlar bilim insanlarının beynimizi çeşitli koşullar altında gözlemlemesini sağlar. Söz konusu araçlar sayesinde araştırmacılar beyin hasarı, ilaç ve hastalık gibi olgular ile etkilerini geçmişte mümkün olmamış farklı şekillerde inceleme imkanına artık sahiptir.

5. Kültürlerarası Perspektif

Kültürlerarası perspektif, psikoloji bakış açıları arasında son yirmi yılda muazzam bir büyüme gösteren bir yaklaşımdır. Kültürlerarası perspektif için de yeni bir bakış açısı demek mümkündür. Kültürlerarası perspektif düşünce okulunu benimseyen psikologlar farklı kültürlere sahip insanların davranışları ve şekillerine odaklanır. Söz konusu farklılıkları inceleyerek bu kültürel farklılıklar düşünce ve davranışları nasıl etkiler sorusunu sık sık sorarlar. Bu sayede daha fazla şey öğrenmenin mümkün olduğunu söylerler.

Örnek olarak, bazı psikologlar sosyal davranışlar bireyci ve toplulukçu kültürler içerisinde nasıl farklılaşır sorusunu sordular. Amerika Birleşik Devletleri gibi bireyci kültürler içerisindeki insanlar bir grubun parçası olmak için çok çaba gösterme eğiliminde değildir. Çin gibi toplulukçuluğun öne çıktığı kültürlerde ise insanlar bir grubun parçası olmak için daha çok çaba gösterme eğilimindedir.

6. Evrimsel Perspektif

Evrimsel perspektif bir diğer adıyla evrimsel psikoloji, psikoloji yaklaşımları içerisinde yer alan 7 modern bakış açısından biridir. Evrimsel yaklaşım, evrim fizyolojik süreçleri nasıl açıklar sorusuna vurgu yapar.

Evrimsel perspektif bakış açısıyla hareket eden araştırmacılar, evrimin temel prensiplerini inceleyerek bu prensipleri psikolojik fenomenleri açıklamak için kullanır. Evrimsel yaklaşımın kullandığı evrimsel prensiplere örnek olarak doğal seleksiyon verilebilir.

Evrimsel yaklaşıma göre zihinsel süreçler, evrimsel amaçlar doğrultusunda hizmetler gerçekleştirdikleri için vardır ve hayatta kalmak ile tekrar tekrar üretime yardımcı olur demek mümkündür.

7. Hümanist Perspektif

Hümanist perspektif, psikoloji yaklaşımları içerisindeki 7 yaklaşımdan biridir. Hümanist bakış açısı 1950’li yıllarda, insani, hümanist, psikoloji olarak anılan bir düşünce okulu ile benimsenmeye başlandı.

Hümanist yaklaşım, iki kişi önderliğinde gelişti. Bu kişiler Carl Rogers ve Abraham Maslow’dur. Rogers ve Maslow en önde gelen hümanistlerdendir. Çalışmalarıyla büyük ölçüde hümanist perspektifin oluşmasını sağlamışlardır. Düşünce ve davranış konularında motivasyon rolüne odaklanmışlardır.

Hümanist bakış açısını benimseyen araştırmacılar kendini gerçekleştirme kavramı gibi kavramlara büyük ilgi duyar. Hümanst yaklaşımın takipçileri; insanların kişisel potansiyelleri nasıl büyütülebilir, nasıl değiştirilebilir ve nasıl geliştirilebilir şeklindeki sorulara cevaplar arar. İnsanların yaşadıkları hayatı daha mutlu hale, daha sağlıklı ve huzurlu hale getirmeye odaklanırlar.

Hümanist perspektif araştırmacılarının insanlara yardım etmek için çalıştıkları ve araştırdıklarını söylemek mümkündür. Özellikle son yıllarda çok sık duyduğumuz pozitif psikolojinin kökleri hümanist perspektiftedir.

Psikoloji ve İnsan

Psikoloji ve insan aslında bir bütündür. Birini anlamak için diğerini anlamak gerekir. İnsan hakkında, insan düşünceleri ve insan davranışları hakkında düşünmek için birçok yaklaşım ve yol vardır. Psikoloji bilimi için en uygun yol demek mümkündür. Modern psikolojide benimsenen 7 temel perspektif için de en uygun yol başlıkları denebilir. Bu perspektifler meraklılar kim olursa; ister pskolog, ister araştırmacı, ister öğrenci, olsun insan ile ilgili sorun ve davranış gibi olgulara en uygun anlayış yolunu sunar. Çözümler gösterir ve hastalıklara tedavi üretilmesine katkıda bulunur. Hatta yeni yollar bulunmasına ışık tutar.

Referanslar ve Yardımcı Kaynaklar:

  • Pfaff, Donald. (2021). Psychological approaches. 10.1016/B978-0-323-85861-8.00005-0.
  • Duca, Gheorghe & Belostecinic, Grigore & Petrescu, Ion & Dragomir, Camelia. (2021). The Time: A Cultural, Philosophical and Psychological Approach. 10.1007/978-3-030-49889-4_35.
  • Evans, Robert. (2020). Psychological Approaches to Literature: A Review of Select Scholarship.
  • Edel, Abraham. (2020). Psychological Perspectives. 10.4324/9780429337116-8.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here